Kimya sektörü; temel kimyasallar, petrokimyasallar, özel kimyasallar ve tüketici kimyasalları gibi geniş bir ürün yelpazesini kapsayan, birçok sanayi koluna ara girdi sağlayarak küresel üretim zincirlerinin merkezinde yer alan stratejik bir sektördür. Kimya sektöründeki harcamalar emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenmekle birlikte, harcamaların yönünü esas olarak ABD Körfez Kıyısı’ndaki petrokimya yatırımları ve Asya’da artan üretim kapasitesi gibi uzun vadeli gelişmeler belirlemektedir. Nitekim kimya şirketleri, 2020 ve 2021'de zorlu piyasa koşullarıyla karşı karşıya kalmış, COVID-19 salgını, küresel piyasa ortamındaki belirsizlikleri daha da artırmıştır. Pandemi, plastik ve özel kimyasallara yönelik talepte farklılaşmalara yol açarak şirketlerin varlık portföylerinin dayanıklılığını test etmiştir.
Kimya sektörünün büyük bir bölümü pandemiden olumsuz etkilenirken; endüstriyel ve kurumsal temizlik ürünleri, medikal ve dezenfeksiyon amaçlı kimyasallar ile gıda ve içecek endüstrisine yönelik kimyasallar, ambalaj sektörü ve kişisel bakım ürünleri, sağlık ve hijyen odaklı değişen tüketici tercihleri nedeniyle görece daha yüksek bir talep artışı göstermiştir. Büyüme odaklı şirketler, fosil yakıtlara alternatif çözümler ile enerji verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlara ağırlık vermektedir. Kimya endüstrisinde ABD ve Çin arasında süregelen düşük maliyetli baz kimyasal üretimi rekabeti; ham madde ve enerji maliyetleri ile bu girdilere erişim koşulları çerçevesinde şekillenmekte ve sektörün küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, geçmiş on yılda olduğu gibi günümüzde de küresel kimya endüstrisinin performansında; nihai pazar talebi, kilit ham maddelerdeki fiyat oynaklığı, ticaret engelleri ile sürdürülebilirlik politikaları belirleyici rol oynamaktadır.
COVID-19 pandemisinin etkisi ile azalan talep, daralan üretim ve düşen gelirler, kimya sektörünü küresel arenada zorlu koşullarda yönünü tayin etmeye zorlamış, ancak pandeminin yarattığı derin şokun etkilerinin yönetilmeye başlanması ile birlikte artan talebe bağlı olarak 2021 yılında sektör üretimi güçlü bir büyüme göstermiş, tedarik zincirlerinde meydana gelen bozulmaların sebep olduğu ihtiyatlı yaklaşımın da etkisi ile stoklarda önemli artışlar görülmüştür. 2022’nin ikinci yarısında tedarik zincirlerinde normalleşme sağlanmasına rağmen, talep tarafında gözlenen zayıflama ve maliyet baskıları, şirketlerin üretim yerine stok eritme stratejilerine yönelmesine neden olmuştur.
2024 yılında küresel kimyasallar üretimi, %3,9 artarak büyüme göstermiş; bu artışın büyük kısmı Çin’deki yaklaşık %6,8’lik üretim artışından kaynaklanmıştır. Buna karşın AB’de üretim artışı yıl genelinde yaklaşık %1,6 ile sınırlı kalmış, ABD’de üretim yataya yakın seyretmiş, Birleşik Krallık’ta ve Japonya’da ise üretim daralmıştır.
Küresel kimya sektöründe 2024 yılı toplam kimyasal satışları 5,4 trilyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2024’te küresel kimyasal satışlarda Çin %46’lık pay ile lider konumunu sürdürürken, AB’nin payı %13, ABD’nin payı ise %12 seviyesinde gerçekleşmiştir. Avrupa’da enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi ve talebin zayıf kalması, sektörü özellikle Çin menşeli yoğun rekabetle karşı karşıya bırakmakta; bu durum ithalat baskısını belirgin şekilde artırmaktadır.
ABD’de sanayi üretimi 2024’te yıl genelinde zayıf bir seyir izleyerek %0,5 gerilemiştir. Buna paralel şekilde, ilaç hariç kimya üretimi 2024’te 2023’e kıyasla %0,4 düşmüştür. 2024’te sektörün alt kırılımlarında tarım kimyasalları ve tüketici ürünleri tarafındaki artışlar, temel kimyasallardaki ve özellikle özel kimyasallardaki zayıflığı kısmen dengelemiştir. 2025’e yönelik tahmin ise, finansman koşullarındaki kademeli normalleşmenin ve nihai talepteki toparlanmanın etkisiyle, ilaç hariç kimya üretiminde %1,9’luk bir artışa işaret etmektedir.
2024 yılında AB kimya sektöründe, artan petrol ve doğalgaz fiyatlarının etkisi ile yükselen maliyetlere karşın kimyasalların fiyatlarında gerileme gözlemlenmiş, üretim 2023 yılındaki küçülmenin ardından 2024 yılında büyüme göstermiştir. Özellikle enerji bazlı maliyet artışları sektörün rekabetçiliğini 2024 yılında da etkilemeye devam etmiştir.
Değişen makroekonomik koşullar, bölgeler arası politika ve düzenlemelerdeki değişimler, değişen müşteri tercihleri ve teknolojideki gelişmeler kimya sektörünün 2025 yılında gelişiminin temel belirleyicileri olarak kabul edilmektedir. Zira, 2025 yılı itibarıyla küresel kimya endüstrisi, jeopolitik gerilimlerin ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin gölgesinde derinleşen bir 'aşağı yönlü döngü' süreciyle karşı karşıyadır. ABD merkezli gümrük tarifesi beklentileri ve Kızıldeniz ile Süveyş Kanalı gibi kritik lojistik hatlarındaki aksamalar, tedarik zincirlerinde kalıcı bir bölgeselleşme eğilimi yaratmaktadır. Özellikle Avrupa pazarı; yüksek enerji maliyetleri ve Çin’in agresif üretim kapasitesi artışıyla tetiklenen yoğun rekabet neticesinde tarihsel bir daralma yaşarken; Hindistan, güçlü iç tüketim ve stratejik yatırımlar sayesinde 2030 yılına kadar yaklaşık 500 milyar dolar hacme ulaşması beklenen özel kimyasallar segmentinde yeni bir küresel güç merkezi olarak öne çıkmaktadır. Sektör oyuncularının bu dönemde marjlarını korumak adına operasyonel verimlilik ve yapay zekâ entegrasyonuna odaklanarak stratejik bir yeniden yapılanma sürecine girmeleri, 2026-2027 perspektifinde rekabetçiliğin temel belirleyicisi olarak değerlendirilmektedir.
2026 yılı itibarıyla küresel kimya endüstrisinde, pandemi sonrası dönemde edinilen dayanıklılığın ardından; kapasite, talep ve makroekonomik gelişmelerin birlikte değerlendirilmesini gerekli kılan bir uyum ve yeniden dengeleme sürecinin öne çıktığı görülmektedir. Özellikle inşaat ve otomotiv gibi pazarlardaki durgunluk nedeniyle talebin 2026'da da zayıf seyretmesi beklenirken; buna karşın yarı iletken pazarları sektör için yeni büyüme fırsatları sunmaktadır. Şirketlerin bu dönemde rekabetçiliğini koruyabilmek için operasyonel süreçlerini yapay zekâ ile modernize etmeleri, nakit yönetimini önceliklendirmeleri ve portföylerini düşük marjlı temel kimyasallardan daha yüksek karlılığa sahip özel kimyasallara doğru kaydırmaları beklenmektedir. Özellikle Avrupa'da yüksek enerji maliyetleri ve karbon emisyonu düzenlemeleri, sektörün ileri polimerler ve sürdürülebilir malzemeler gibi yüksek teknolojili segmentlerde uzmanlaşmasını gerekli kılmaktadır.
Bölgesel olarak, Asya, küresel kimyasallar pazarında açık ara en büyük paya sahiptir. Asya pazarı, 2012'den beri sürekli olarak küresel kimyasal pazarının % 50'sinden fazlasını oluşturmaktadır. Asya pazarının ardından dünya kimyasallar piyasasında öne çıkan pazarlar Avrupa ve Amerika’dır.