Siyasi, ekonomik, tarihi ve kültürel açıdan ülkemiz için son derece önemli bir ülke olan Irak, ülkemizin hem sınır komşusu hem de Ortadoğu’daki en büyük ticaret ortaklarından birisidir. biridir. Nüfusu genç ve nüfus artış hızı da oldukça yüksektir.
Irak’ta 1987’den beri ilk kapsamlı resmi nüfus sayımı 20-21 Kasım 2024 tarihlerinde gerçekleştirilmiş ve nihai sonuçlarda nüfus 46,1 milyon olarak açıklanmıştır. Bağdat’ın yanında, Basra, Necef, Musul, Erbil, Süleymaniye gibi önemli metropolleri bulunmaktadır.
Bütçe gelirlerinin ağırlıklı olarak ham petrol satışına bağlı olduğu, kamu sektörünün ekonomide ve istihdamda önemli bir ağırlığa sahip bulunduğu Irak’ta, petrol gelirlerinin kamu gelirleri içindeki payının 2030’a kadar yüzde 90’ın üzerinde kalacağı öngörüldüğünden, petrol fiyatları mali dengeler açısından belirleyici olmaya devam etmektedir.
Petrol gelirleriyle finanse edilen tüketim ve sermaye malları ithalatına olan tarihsel bağımlılık, ülkeyi son derece zayıf bir endüstriyel temelle karşı karşıya bırakmıştır. 2003'ten bu yana sermaye yoksunluğu, beyin göçü, yaygın yolsuzluk ve büyük kayıt dışılık, ülkenin iş ortamının gelişmesini engellemeye devam etmektedir.
Mevcut yasaların doğrudan yabancı sermaye çekmede yetersiz kalması, Irak Merkezi Hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki anlaşmazlıklar, bankacılık sisteminin zayıf olması, ülkedeki siyasi çekişmeler, sürdürülebilir olmayan kamu harcamaları, Irak ekonomisinin barındırdığı başlıca riskler olarak sıralanabilir.
Diğer taraftan 2022 yılından itibaren sağlanan görece siyasi istikrar ve güvenlik durumundaki iyileşme ekonomik istikrara da yansımıştır. Bu süreçte, ülkenin yeniden imar süreciyle ilgili yatırımlar gözle görülür biçimde hız kazanmıştır. Söz konusu yatırım ve yeniden imar sürecinin devam etmesi beklenmekle birlikte, yatırım projelerinin fazlalığı bütçe yönetimi üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.
Irak Merkezi Hükümeti (IMH) idaresindeki vilayetler ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi idaresindeki bölge arasında gelişmişlik farkından söz etmek mümkündür. IKBY, geçmişte güvenlik koşullarındaki görece iyi duruma paralel olarak daha fazla yatırım çekmiştir. Türk firmalarının da yatırım ve dağıtım (bayilik-distribütörlük) ağı yakın zamana kadar IKBY vilayetlerinde yoğunlaşmıştır. Günümüzde ise, IMH vilayetlerindeki gelişen koşullar çerçevesinde yatırımların ve ticaretin güney vilayetlere yönelmesi eğilimi ortaya çıkmıştır. IMH de bu eğilimi destekleyen idari tedbirler almaya gayret göstermektedir.
IMH ile IKBY idareleri arasında siyasi çekişmeler ve gelir (vergi) paylaşımı meselelerinden ötürü önemli bir ayrışma söz konusudur. Ülkemiz ürünleri Irak’a büyük ölçüde karayolu üzerinden girdiğinden, öncelikle IKBY idari sınırlarından geçiş söz konusu olmaktadır. Bu noktada, IMH ve IKBY arasında özellikle gümrük kural ve uygulamaları arasındaki uyumsuzluk son dönemlerde Türkiye’den yapılan sevkiyatlar üzerinde oldukça zorlayıcı sonuçlar yaratmaktadır. IMH ve IKBY arasında, gümrük alanındaki uyumsuzlukların giderilmesi için teknik düzeyde toplantılar yapılmakla birlikte, siyasi nedenlerle konunun çözümüme yönelik olarak yakın vadede bir değişiklik öngörülmemektedir.
Irak Merkezi Hükümeti petrol dışındaki sektörlerde imalatı geliştirmek amacıyla muhtelif ürünlerde ithalat yasağı veya ilave gümrük vergisi kararları almaktadır. Bu sayede mevcut veya potansiyel yerli üreticilerin korunması ve geliştirilmesi hedeflenmektedir.
2026’da kurulan yeni hükümetin, önemli bir bütçe problemi ile karşılaşması beklenmektedir. Petrol gelirlerindeki düşüş ve finansman kısıtları kamu harcamalarını sınırlayabileceğinden, bütçe dengesi üzerindeki risklerin 2025–2026 döneminde de sürmesi beklenmektedir. IMF’nin 2025 değerlendirmesinde düşük petrol fiyatları varsayımı altında anlamlı reformlar yapılmadığı takdirde mali dengelerin orta vadede daha da bozulabileceği vurgulanmaktadır. Irak, Birleşmiş Milletler, Arap Ligi, İslam İşbirliği Teşkilatı, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ, gözlemci üye) gibi önemli uluslararası kuruluşların üyesidir.
Irak’ın 2025 yılında uluslararası transit anlaşması (TIR) kapsamında transit taşımalara imkan vermesi ülke ve bölgesel taşımacılık anlamında önemli bir gelişme niteliğindedir. Bu sayede, ülkemizden transit yüklerin TIR karnesi ile Irak’a ulaşması ve Körfez ülkelerine geçebilmesi imkanı doğmuştur. Halihazırda, sınır kapılarındaki teknik eksiklikler nedeniyle Suudi Arabistan’a geçiş mümkün olamamakta; Kuveyt’e ise sınırlı bir geçiş mümkün olmaktadır. Ürdün üzerinden transit taşımacılık mümkündür. Uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi ile daha büyük bir taşımacılık trafiğinin yaratılması beklenmektedir.
Basra’daki Faw limanını ülkemize ve Avrupa’ya bağlama vizyonunu taşıyan Kalkınma Yolu Projesi bağlamında Faw limanındaki yatırımlar tamamlanmıştır. Ancak, bağlantıya ilişkin karayolu ve demiryolu projelerinin ne zaman başlayabileceği ile ilgili belirsizlik söz konusudur. Projeye ilişkin teknik ve mali fizibilite çalışmalarının devam ettiği belirtilmektedir.
Diğer taraftan, Irak’ın 18 Temmuz 2024 tarihinde uluslararası ticaret sisteminin yasal ve kurumsal temeli olan DTÖ’ye üye olmak amacıyla 16 yıl aradan sonra müzakerelere tekrar başlaması; ülkedeki korumacı politikaların engellenmesi ve gümrük tarifelerine bir standart getirerek uluslararası ticaretin gelişmesi açısından büyük önem arz etmektedir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre; Irak’ın 2025 yılındaki GSYİH’si 265,5 milyar dolar; kişi başına düşen milli gelir ise 5.800 dolardır. Yine IMF verilerine göre, enflasyon %1,5 seviyesindedir.
Türkiye 2024 yılında Irak’a 13 milyar dolarlık ihracat yaparken, Irak’tan 1,8 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Irak; Almanya, ABD ve Birleşik Krallık’ın ardından en çok ihracat yaptığımız 4. ülke olmuştur.
Ticaret Müşavirinden Notlar
Ticaret Müşavirlerinin bulundukları ülkede sahadan edindikleri ve ihracatınızı doğrudan etkileyebilecek güncel gelişmeler ve mevzuat değişikliklerine ilişkin notlara bu bölümde ulaşabilirsiniz.